SABAH GAZETESİ RÖPORTAJ



  1. BU SEKTÖRE İLK GİRDİĞİNİZ YILLARDA OYUNCULUK VE SUNUCULUKTAN KAZANDIĞINIZ PARAYLA AİLENİZİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMİŞSİNİZ. YARDIM ETME DUYGUSUNUN SİZ DE GELİŞMESİNDE GEÇMİŞİN İZLERİ VAR MI?


Bu bana çok uzun yıllardır sorulan bir soru açıkcası ama ben hiçbir zaman böyle bir konudan bahsettiğimi hatırlayamıyorum. Bu tür konuların konuşulmasını doğru bulmam. Eger dediğiniz doğru olsa bile buna şaşırılması bana çok üzücü geliyor. Çünkü günümüz de aile kavramını, paylaşmayı ne kadar unuttuğumuz anlamına geliyor. İnsanın komşusu açsa, kendisinin tok yatmaması gerekirken, kişinin aile fertleri sıkıntıdaysa kendisinin ferahta ve umursamaz olması nasıl doğru olabilir? Sana imkan verildiyse paylaşmak, yakınının sıkıntısını gidermektir normal olan. Başka türlü nasıl rahat edebilir ki insan. Etmemelidir. Kısa bir sure sonra işler tersine de dönebilir. Dönmese bile sahip olduğunu sandığın ferahının sana emanet olduğunun, sahibinin başkası olduğunun ve onunla sınav edildiğini kişinin bilmesi gerekir. Zaten hepimiz bu bilinçte olsak, dünya da ne çok sorun çözülür dimi?


2- "BEN BÜYÜRKEN HAYAT GÖRÜŞÜM DE ZAMAN İÇİNDE DEĞİŞTİ, GELİŞTİ. ESKİDEN DAHA DÜNYEVİ YAŞADIĞIMI FARKETTİM" DEMİŞSİNİZ BİR RÖPORTAJINIZDA.. ŞİMDİ Kİ RUH HALİNİZDE GEÇMİŞE KIYASLARSAK NASIL FARKLAR VAR?

Olabilir demişimdir. Kim bilir kaç sene önceki röportaj. Ama doğru tabi.. Hayat bir yolculuk. Ömrümüz yettiği kadar yol da yürüyoruz hepimiz. Sürekli yeni deneyimler, olaylar yaşıyoruz. İyisiyle, kötüsüyle.. Değişmemek ne mümkün?.. Olaylar karşısında ders çıkarmaya çalışırım hep, sebebini anlamaya çalışırım. Bazen kendimi yargılarım, sorgularım. Sürekli gözlemlerim çevremi, yaşamı, insanları , hayvanları, doğayı, olayları ve yaradılışı.. Kesinlikle dünya hayatının daha tatlı geldiği dönemlerim olmuştur. Ama bir sure sonra kişi sorgulamaya devam ederse bunun da bir sonu olmadığının, artık aynı tadı alamadığının farkına varıyor çok şükür.. Olması gereken de bu diye düşünüyorum. Sonuçta kim sahip olduklarını yanında götürebilmiş. Bu kadar değil, yaşamak bu kadar olmamalı diye sorguladım hep.. Her insan gibi değişiyorum, dönüşüyorum ben de. Ama değişimin hep doğru ve hayırlı olana doğru olması için çok uzun yıllardır dua ediyorum. Ve baktım ki kabul buyruluyor ki, çok daha anlamış, çok daha huzurlu, ve çok daha manevi tatmin yaşatan kapılar açılıyor önüme. Çok şükür..
3-Neden bu değişim yaşandı, bir kırılma noktaniz var mı?

Demin ki soruda söylediğim gibi, her şey sorgulamak ve anlamaya çalışmakla başlıyor sanırım. Yoksa her insan birşeyler yaşıyor ama olaylara akıl ve kalple yaklaşmaya çalışmak, görmeye çalışmak ve en önemlisi doğru yol da yürüyenlerden olmayı gerçekten arzu etmek lazım sanırım. Kalbimize doğuştan konmuş bir vicdan var. Bu niye var? Neye karşı kendimizi sorumlu hissediyoruz diye tartmak lazım. İnsanların kırılma noktaları tabi ki var. Biz insanoğlu, kolay kolay sorgulamıyor ya da akıllanmıyoruz. Hiç ölmeyecekmişiz gibi amaçsız bir yaşam, kibir çogumuzu esir almış halde.. O yüzden bazen terbiye sürecimiz sancılı olabiliyor. Sıkıntılı dönemlerimizde ki sabrımız ve şükrümüzle daha güzel bir kalple sıyrılabiliyoruz. Ya da kimi için daha kötü sonuç doğurabiliyor. İsyankar olabiliyor. Biz sabredenlerden, şükredenlerden olalım inşAllah..

4-Mutluluğun tanımı ne size gore?

Gelen ne olursa olsun, şükretmek ve sahibi olduğunu bilmek insana içten içe derin bir huzur ve teslimiyet veriyor. Bence bu hal bir mutluluk. Allah rızası için sevmek yaratılmışları, gene ‘O’ nun rızası için yol almak, ilerlemek, paylaşmak , affedebilmek , hırslarından egondan sıyrılıp , insan olmak için çabalamak ve bu yolda attığın her adımda ‘O’ na yaklaşacağını bilmenin kalpte verdiği aşk, en büyük mutluluk bence.. Evladımı verene şükredebilecek, ibadetlerini gerçekleştirmek isteyecek kalbe ve isteğe sahip olmak büyük bir mutluluk benim için. Gördüğüm, tanıştığım her mazlumun gülüşü, masum çocukların mutluluğu benim için mutluluk. Gittiğim yerlerde kalbimde nasıl kelebekler uçuştuğunu tarif edemem sanırım.. İşte bu mutluluk benim için, çok şükür..

5-iyi insan tanımı ne size gore?

Bak bu benim için gerçekten açıklaması, cevaplaması çok zor bir soru. Zan da bulunmak bizim dinimiz de yasaklanmıştır. Suizan, yani bilmeden görmeden karara varmak, gerçekten akıl ve kalp melekesini insan da kör eder. Peygamber efendimizde demez mi? ‘Nerden biliyorsunuz, kalbini açıp baktınız mı?’ diye… O yüzden bu konuda çok hassas olmaya, insanları iyi insan kötü insan diye ayırmamaya çalışırım.. Bu yüzden belki çok yanlış adımlar da atmış olabilirim zamanında ama gene de bu halden vazgeçmek istemiyorum. O yüzden kendimi doğru yolda geliştirmek için uğraşıyorum uzun zamandır. Çünkü ancak kalben, aklen ve ilmen genişlemişsen kalpleri mühürlenmiş, gözleri görse de görmez hale getirilmişleri ayırt edebilirsin. Ama benden madde madde istersen, kibirden benlikten uzaklaşmış ve uzaklaşmaya çalışan, kul hakkı yemeyen, yalana fitneye bulaşmayan, başkalarına haset etmeyen, doğruyu, iyiyi, güzeli arayan, tuzakla oyunla işi olmayan, sınıf farkı gözetmeyen kişi iyi insandır, iyi insan olmaya çalışıyordur. Yoksa mükemmellik zaten insan yaratılışına terstir. Iyi olmakla ,mükemmel olmak arasındaki ayrımı da mutlaka yapmak gerekir.

6-HAYATTAN ALDIĞINIZ EN ÖNEMLİ DERS NEDİR?

Hiçbir şeye mutlak doğru deme. Bilemezsin.. Gördüğünün arkasında görünmeyen, saklanmış gerçek olabilir. Bir ‘ol’ emriyle herşey, her an değişebilir. Kalbin değişebilir. Kalbin değiştiği zaman gördüğün şey, bambaşka bir hale bürünebilir. Insan dünyayı ancak filtreli görebilir, öyle yaratılmıştır.

7- ‘HAYATI, İNSANI ÖĞRENMEK DE KENDİNİ ÖĞRENMEKLE BAŞLIYOR. BU EVREN BÖYLE, HAYAT BÖYLE DİYE KABUL EDİYORSUN’ DEMİŞSİNİZ YİNE BİR RÖPORTAJINIZ DA. BU SÖZ ÇOK HOŞUMA GİTTİ. KENDİNİZE DAİR NELER ÖĞRENDİNİZ DE BU NOKTAYA GELDİNİZ?

Şimdi bu sözün de birkaç senesi var heralde çünkü çok uzun yıllardır röportaj yapmadım. ‘Bu evren böyle, bu hayat böyle diye kabul ediyorsun’ dediğimi söylüyorsunuz ama bunu tam anlayamadım. Tam böyle bir cümle mi kurmuşum acaba bilemedim? Peki şöyle söyleyeyim kendimden yola çıkarak, evet düşünüyorum ki hayatı, insanı, alemi, varlık amacını anlamak için kişinin önce kendini öğrenmesi gerektiğine katılıyorum. Önce bir güzel acziyetini kabul edeceksin. Acizsin ve gücün bir yere kadar. Asla mükemmel değilsin, olamazsın. Bir kere kalbin hastalıklı yaratılmış, şifaya muhtaçsın. Ama bunların hiçbiri kötü birşey değil. Kimse senden farklı da değil. Herkes böyle. Bu insan demek zaten. Böyle yaratılmışsın. Zorlama kendini. Sen güzeli hedefle, kendini keşfet. İyiye, hayra giden yolda ne gibi avantajların var? Onların üzerine git ve parlat. Ne gibi dezavantajların var onları bul ve gönlüne doğru yolu, hak olanı koyup onları şifalandırmaya çalış. Hak olana, iyi olana yürümek için dua et hep. Niyetin bu oldukça, kalbin genişlemeye başladıkça güzeli görmeye, ayırt etmeye başlayacaksın. Hemen suizanı ve haseti terk et. Açık arama kimse de, hiçbirşey de. Bunlar insan da yüktür, kalbini karartır, hayırları kazır yok eder. Asla kendinden iyi durumda olanlara hasetle bakma, senden kötü durumda olanlara bak ve şükret.. Sadece yarışın ‘iyilik ve hayırda’ olsun.. Tabi çalışkan ol, işini her zaman iyi yapmaya çalış, oku, araştır, çabala.. Açılan güzel kapılardan girmekten korkma.. Bunları inan her gün kendime de söylüyorum. Şuan hangi noktaya geldim bilmiyorum ama bu yol öyle ‘oldum’ deyip bitecek bir yol değil. Her an düşme riski taşır insan..


8-SINIRDA ASKERLERİN, ÇATIŞMA ALTINDA Kİ ÇOCUK VE AİLELERİN YANINDA OLUYORSUNUZ, AFRİKA’NIN ÇEŞİTLİ ÜLKELERİNDE MUHTAÇ ÇOCUKLARLA İLGİLENİYORSUNUZ. BU NASIL DUYGULAR UYANDIRIYOR SİZ DE? NASIL HİSSETTİRİYOR?

Şimdi tabi bu benim çok uzun yıllardır istediğim bir yoldu. Bunu başarabilmek için çok fazla dua ettiğimi hatırlıyorum. Çok şükür bu konuda bir süredir çok güzel kapılar açıldı ve ben de fırsatı değerlendirip o kapılardan korkusuzca girmeye çalıştım. Şimdi karşıma çıkan durum ve olayların üstesinden gelebilmek, elimden geleni layıkıyla yapabilmek için çokca dua ediyorum. Bir gün bana bir hocam ‘Gamze, bazen bir durumu anlayabilmen için evin camından sana içerde olanları izlettirmeye çalışıyorum, ama bir an arkama döndüğüm de bir bakmışım evin içindesin’ deyip gülümsemişti.. Gerçekten öyle bir huyum var. Olay yerinde bulunmayı, sadece empati kurmakla yetinmeyip, yaşadıklarını hissetmeyi, onlar gibi bakabilmeyi, canlı kanlı tanık olmayı, yokluksa yokluğu, korkuysa korkuyu, mutluluksa mutluluğu en derinine kadar hissetmeyi arzu eden bir yapım var. Bunun çok fazla zorlayıcı bedelleri olabiliyor, inanın anlatmak istesem de anlatamam. Ama sanırım böyle daha çok kendim olabiliyorum. Elimden güzel şeyler geldiği nokta da müthiş bir huzur, gelmediği, yetemediğim nokta da hüzün, ama nasip bu kadarmış hissi. Bu çalışmaların bende ki duygu yogunluğunu anlatmam cok zor. Ama hep hayrı ve rızayı kendime hedef tuttuğum için tabiki hep daha iyi olma isteği.

9- BİR YARDIM YAPTIĞINIZ DA, BİRİNİN HAYATINA DOKUNDUĞUNUZ DA, O GECE BAŞINIZI YASTIĞA KOYDUĞUNUZ DA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Söylemem gerekir ki, bu dünya da kimse kimseye yardım edemez. Kimse kimseye birşey veremez aslında. Veren de ‘o’dur, alan da ‘o’.. Kişi tabi çoğu zaman kendinden bilir kibirlenir. Bir paylaşımımda da anlatmaya çalışmıştım bu şekilde. İşte bu çok hassas bir noktadır ve bu acziyete düşmemek için inanın çokca kez düşünürüm.. Dünyanın bir yerinde bir kulu muhtaç diye, seni vesile kılan, seni kullanan bir ALLAH var. Sen sadece o vesile olmaya talip olmuşsun, gelen fırsatı değerlendirmişsin. Aslında sen iyilik yapmıyorsun, sana iyilik yapılıyor burda. Varlığın amaç buluyor, yanan gönlüne bir su serpiliyor, rıza kazanma yolunda bir adım atıyorsun. Ne mutlu.. Yastığa başımı koyduğum da ise, bu yola beni daha çok vesile kılması ve daha çok adım atabilmem, altından kalkabilmem için güç istiyorum.


10- GİDİP GÖRDÜĞÜNÜZ YERLERDEKİ İNSANLARIN DURUMLARI NASIL?

Şimdi bana nasip olup gittiğim yerlerdeki durumlar çok fazla üzücü genel itibariyle tabi. Zaten bu tür yerleri talep etmişim. Çok fazla dengesizlik var tüm dünya da. Bazı kesimler aşırı zengin, bazı kesimlerde yokluğun tarifi yok. Peki bu neden, hepimiz biliyoruz.. Elinde fazlasıyla olan, elindekini paylaşmazsa, hep bana hep bana demeye devam ederse, tuzak kurar, bunun için her türlü oyunu çevirirse, kullanılan tarafta çoğu zaman aklı kullanmamayı, çalışmamayı tercih ederse ne olacaktı.. Bazen akılda çaresiz kalıyor tabi. Yoklukla, belayla imtahan da çok zor.. Mesela, şu an Güney Sudan’da , Somali’de. Yemen’de, Nijerya’da da kuraklık, açlık inanılmaz üzücü bir boyutta. Aynı zaman da bölgede ki terorist gruplar var, buralara ulaşmak ,yardım edebilmek bile inanılmaz zor. Aynı zaman da gecen hafta bulunduğum, Gana dahil bir sürü Afrika ülkesinde, daha küçücükken ailelerinden kaçırılip, madenlerde ,balıkçılıkta köle olarak kullanılan çocukları kurtarmaya çalışan ekiplerle görüşmelerimiz, iş birliğimiz var. Tabi bu işin başka bir kısmı olarak bir de ideolojiler, güç üzerine kurulu politikalar, güç savaşları var. Ülkemizin sınırında, komşumuz Suriye’de en kötü kabustan daha kötü, sivillerin ,çocukların insafsızca katledildiği trajedi var. Ülkemize savaş açmış terör örgütleri var. Sadece benim bulunduğum yerlerde açlık, sefalet, terör, hastalık, eğitim sıkıntısı herşey var. Ben hangi birini anlatayım ki.. Bunların yanında Mısır var, Filisitin var, çocuk tacizi içeriklerinde bir numara olan Avrupa var, kendi refahi için yıllarca sömürgecilik yapmış, gözyaşıyla beslenmiş batı var. Var da var..

11- NE GİBİ İHTİYAÇLARI VAR, BUNLARIN GİDERİLMESİ İÇİN NE YAPMAK LAZIM?

Bu çok genel bir soru. O kadar ihtiyaç var ki. En iyisi iletişim halinde olduğum, zaman zaman birlikte hareket ettiğim yada gözlemlediğim ihtiyaç ve yapılanlardan bahsedeyim.. Mesela ülkemizin dört bir yanında ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları doğrultusunda gönül ve iş birliği yapanlar var. İhtiyaç ister gıda, ister mekan, ister kıyafet , ister eğitimle ilgili olsun, kim elinde avucunda ne varsa, ihtiyaç durumunda belli bir kısmını paylaşıyor. Böyle elden ele dolaşıyor. Kalıcı ve sürdürülebilir projeler var. Verilen eğitim bursları var. Afrika’da mesela yürütülen su kuyusu açma projeleri, yetimhane projeleri, verilen eğitim bursları var. Mesela Gana’daki yetimhanemiz kendi gelirini çıkarabilsin diye yardımseverlerin bağışladığı bir su arıtma cihazı var. Burda içme suyu üretip, gelir elde edebiliyorlar. Mesela ekmek yapma makineleri yeni bağışlandı, ekmek yapıp satabiliyorlar hem de böylece orda kalan evlatlar ilk defa düzenli ekmek yiyebiliyorlar. Bir dilim de olsa. Kadınlara özel kurulmuş meslek edinme atölyeleri var. Ailelerine katkıda bulunabilsinler diye. Mesela gene dostlarımın Tanzanya’da aşırı yoksul çiftçilere verdikleri tarım eğitimleri, tohumlar ve tarım aletleri var. Kurulan güneş enerjili su dağıtım ve elektirik sistemleri var. Tüm dünya da muhtaçlara sağlık hizmeti vermek için gönüllü olmuş doktorlar, hemşireler var. Savaş sonrası tramvalarını atabilsinler diye mülteci çocuklarımıza, gene cinsel istismar sonucu hayatı kararan çocuklarımıza gönüllü psikolojik destek veren doktorlarımız var. Diyorum ya, o kadar kapsamlı bir soru ki ben burda anlatmakla bitiremem. O yüzden herkes yeteri kadar. Okusunlar, takip etsinler. Paylaşmak istemek, buna niyet etmek ve adım atmak en önemlisi. Elinde bir şeyi olmayan da gülümsesin, sadakadır. Dua etsin mazlum kardeşleri için. Hepimizin elinden gelecek bir şey var.

12-HAYATTA YAPTIĞINIZ İLK YARDIMI HATIRLIYORMUSUNUZ?

Hatırlamıyorum

13-YARDIMSEVER BİR ÇOCUK VE GENÇMİYDİNİZ?

Öyle derlerdi ama bilmiyorum ki yeteri kadarmıydı.

14-İNSANLARA YARDIM ETMENİN, ONLARIN ZOR ZAMANLARIN DA YANINDA OLMANIN ÖNEMİNİ NE ZAMAN, HANGİ OLAY SONRASI ANLADINIZ?

Sanırım bu çok küçükken yapılan bir tercih. Aileden aldığı insan için çok önemli. Yaşadıklarından ders çıkarmak, hayat yolunu anlamaya çalışmak, hayatı okumak çok önemli. Bir olay söyleyemem.

15-SİZİN GÖRDÜĞÜNÜZ EN BÜYÜK YARDIM, DESTEK NEYDİ? KİMDEN Dİ?

Benim heralde aldığım en büyük yardım zor zamanlarım da, beni hissedip kalbini, evini, gecesini gündüzünü her şart altında benimle paylaşan dostlarımdan gördüğüm çıkarsız sevgidir.

KUTU:

*DÜNYANIN GİDİŞATI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Şuan dünyayla ilgili ne düşüneyim. Benim gözlerim de, kalbim de dünya büyük bir yangın yeri şuanda. Yanıyor. Çok uzun yıllardır üzerinde biriktirdiği kötülüğü, çok ağar bedellerle kusuyor ve en büyük bedeli de mazlumlar ödüyor. Bazıları tuzaklar kuruyor, sonra o tuzak başlarına dönüyor, yeni tuzak kuruyor. Güç savaşları , baş olma sevdası, kibir, fitne, yalan ortalığı esir almışken olan mazlumlara oluyor. Kimler kendi refahı, hırsı, idealleri yüzünden çocukları, masumları öldürüyorsa işte onlar ne olursa olsun zalimlerdir. Özellikle çocuklarla ilgili çok hassasım. Tabi yaşanan onca kötülüğün için de iyilik için yeşeren kalpler, emek gösterenler, çalışanlar bir güneş gibi parlıyorlar. Ben Müslümanım Elhamdülillah. Bununla da gurur duyuyorum. Işte tam da bu yüzden din, dil, ırk ayrımı yapmadan tüm mazlum ve ihtiyaç sahiplerinin yanında yer alabilmeyi umut ediyorum. Kapılar açan, yoluma yoldaşlar çıkaran Allah’a hamd ediyorum. Çünkü hepimizi yaratan bir ve şüphesiz her çocuk aynı fıtrat üzere doğar..

*ÜLKEMİZLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ NEDİR?

Beni takip eden kardeşlerim bilirler ki, ben ülkemi çok severim. İnsanımızı severim. Yüreğimizi severim. Tabi ki ilgilendiğim konularla ilgili, dünyanın dört bir yanında bizzat gördüğüm, görmesem takip ettiğim, duyduğum şeyler doğrultusunda ülkemiz gerçekten çok güzel işler başarmakta ve dünya da en üst sıralarda yer almakta. Bununla gurur duyuyorum. Sadece elimizden geleni yapmakla yetinmeyip, bu davayı sevdamız ve amacımız haline taşımamızla ilgili duam büyük. Ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi bir kenara bırakıp, bu topraklar üstünde huzurla yaşayabilmeyi umut ediyorum. Adaletsizliklerden sıyrılıp, adil bir yaşam ümit ediyorum. Bence bu potansiyele sahibiz.

*OĞLUNUZU DA ZAMAN ZAMAN YANINIZDA GÖTÜRÜYORSUNUZ. ONU DA BİRLİKTE GÖTÜRMEKTE Kİ AMACINIZ NE? ONA NE ÖĞRETMEK İSTİYORSUNUZ?

Neden götürmeyelim? Ne güzel bir fırsat işte. Bizim oğlumuzun, oralarda ki çocuklardan farkı ne? Görsün kardeşleri ne gibi zorluklarla, yoklukla yaşıyor. Doğruyla yanlışı, hakla batılı , zalimle mazlumu ayırt edecek bilinçle büyüsün isterim. Herzaman konuşuyoruz ve anlatıyoruz uzun uzun. Gelemediği durumlar da fotograflarla, yalansız dolansız bir şekilde paylaşıyoruz onunla. Ülkemizde de her zaman birlikte hareket ediyoruz. Açık olmasını, empati yapabilmesini hayal ediyoruz. Tabi ki çocukluğunu yaşaması için de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. İnşAllah başarılı oluyoruzdur.

*AFRİKA’YA BİRİLERİNİN ORGANİZASYONUYLA MI GİDİYORSUNUZ? NASIL BİR YOLCULUK BU?

Acıkcası bu yola gönül vermeye, hayatımı bu amaç için değiştirmeye başladığımdan beri çok güzel insanlarla tanışmaya başladım. Şuan Türkiye’nin dört bir yanında, Sudan’da, Nijerya’da, Gana’da, Tanzanya’da, Uganda’da, Kenya’da ve bazı Avrupa ülkelerinde sadece hizmet için hayatını değiştirmiş, çok güzel işler başaran dostlarım var. Takip halinde ve iletişim de olduğum tamamen hizmet odaklı dernekler, kurumlar var. Çok şükür. Her geçen gün de artmakta. Ben daha önce de bahsettiğim gibi, sahada olmayı seven bir insanım. O yüzden imkanım oldukça açılan kapılardan koşarak girmek istiyorum.

*ORADA NELER YAPIYORSUNUZ?

Neler yapılabilir sorusunda biraz bahsetmiştim.

*NELER SİZİ ÇOK ŞAŞIRTIYOR?

Beni en çok kupkuru dallardan çıkan rengarek çiçekler, çeşit çeşit meyveler şaşırtıyor. Uçsuz bucaksız denizler, dağlar, çeşit çeşit hayvanlar ve evrendeki muazzam düzen şaşırtıyor.

*AFRİKA DIŞINDA BAŞKA NERELERE GİTTİNİZ?

Açıkcası yaşadıklarımın, gördüğüm yerlerin çok küçük bir kısmını sosyal medya da paylaşıyorum. Çünkü ses olmaktan, umut olmaktan başka bir derdim yok. Çok şükür gerek geçmişte seyahat amaçlı, gerekse hizmet amaçlı dünya da çok fazla yerde bulunmak nasip oldu. Yalnız artık seyahat için bir yerler de bulunma isteği yok denecek kadar azaldı. Zaman kaybı geliyor sanırım.

*YAKIN ZAMAN DA PLANLADIĞINIZ BU TÜR BİR YOLCULUK VAR MI?

Allah izin verirse her tür Afrika ülkesiyle ilgili çalışmalar hayatım boyunca sürsün istiyorum. Tabi ki ülkemiz birinci sırada. Diğer yolculuklar gibi ani bir kararla, veya gelen bir haberle yola çıkabilirim. Sudan ve Endonezya ile ilgili düşünceler var. Görüşmeler sürüyor . Bakalım nasipse sırada ne var.

*ZORLUKLAR KARŞISINDA SİZİ GÜÇLÜ KILAN NE?

Sabır, şer görünen de hayır olabileceğine iman, dua, akıl, doğru kişilerle istişare, eylem.

*MANEVİ DÜNYANIZ NASIL?

Nasıl olduğunu fazlasıyla belli ediyorum sanırım ) Elimde değil.

KUTU:

*SİZ GÜÇLÜ VE SAĞLAM BİR KADINSINIZ.. HAYATTA Kİ ZORLUKLAR İNSANLARI GÜÇLENDİRİR AMA BU GÜCÜ İYİYE KULLANMAK BİR MEZİYETTİR.SİZ DE SANIRIM ÖYLE BİR DURUM ORTAYA ÇIKMIŞ YANILIYORMUYUM?

Bunu iyi niyetle söylediğini düşünüyorum. Teşekkür ediyorum. Ama sana şöyle anlatmaya çalışayım.
Yetiştirip, gözbebeği gibi büyüttüğü evladını terör saldırısında kaybettikten sonra, vatan sağ olsun diyerek, vakur bir duruşla toprağa veren anne mi güçlü, ben mi?
Daha geçen hafta İdlib’de gerçekleşen kimyasal saldırıda ikizlerini ve ailesini kaybedip, hamd ederek toprağa veren Abdülhamid El-Yusuf’mu güçlü ben mi?
Suriye’de ki saldırıda şehit düşen oğlunun başında, ona son nefesinde sehadet getirtmeye çalışan ana mı güçlü, ben mi?
Daha küçücükken annesiz, babasız ayakta durmaya çalışan, sevgiden şefkatten mahrum büyüyen yetim evlatlarımı güçlü, ben mi? peki;
Sudan’da Somali’de günlerce hiçbirşey yiyip, içmemiş ama bulduğu ilk lokmayı eşine, çocuklarına getiren baba mı güçlü, ben mi? …
İnan ben güçlü falan değilim. Buna talip asla değilim. Hakkıyla kul olabilmeyi becerebileyim önce.. Evet zorluklar insanı güçlendiredebilir, pes de ettirebilir. İntahar edenleri duyuyoruz malesef. Çare dünyanın geçici bir oyun ve imtahan yeri olduğunu kabul etmekten geçiyor diye düşünüyorum. Dua etmekten vazgeçme. Düştün mü kalk, gene yorul, doğruya yönel. Senin mefaatin orda.

*DAVETLER DE, DIŞARI DA ÇOK GÖRÜNEN BİRİ DEĞİLSİNİZ.BU BİR TERCİH Mİ,YOKSA DOYDUNUZ MU ARTIK?

Evet uzun bir sure önce bu tür aktiviteleri bıraktım. Böyle çok daha huzurluyum. Göz altında bir yaşam asla istemiyorum. Zaten işim gereği dahi bulunsam davet gibi organizasyonlar da kendimi ait hissetmiyordum, sıkılıyordum. Uzun zaman önce aldığım karar doğrultusunda, insanların hayrına, yoluna katkıda bulunmayacak, güzele ve iyiye yönlendirmeyecek, hiçbir ortamda ve proje de bulunmamaya çalışıyorum. Baktım arkamdan gelip, beni takip eden, örnek alan binlerce genç var. Yanlış örnek olduğum zaman, bedelini kaldıramayacağımı farkettim. Karşılığında çok önemli paralar kazanacak dahi olsam istemiyorum. İnşAllah niyetim de başarıyla yürürüm.

*GÜZELLİĞİNİN BAĞIMLISI OLAN BİRİ DEĞİLİM DİYORSUNUZ. GÜZELLİK HAYATINIZ BOYUNCA AVANTAJINIZ MI, DEZAVANTAJINIZ MI OLDU?

Öyle mi demişim ) Güzellik te kişinin sınavı olsa gerek. Bir çok zorluğu olduğu doğrudur eminim. Ama o da geçici

*ANNELİK MANEVİ OLARAK NASIL BİR DEĞİŞİM YAPTI SİZ DE?

Tabi annelik büyük bir sorumluluk. Sana muhtaç, seni örnek alacak bir emanet veriliyor kucağına. Nasıl baktığın, nasıl davrandığın, nasıl yetiştirdiğin, nasıl okuttuğun, hayatında nereye koyduğun, herşey çok önemli. Çok büyük bir sorumluluk duygusu veriyor, karşılıksız sevmeyi, yeri geldi mi, vazgeçemem dediğin bir çok şeyden vazgeçebildiğini öğretiyor. Büyütüyor. Hem endişeyi arttırıyor, hem teslimiyeti.. Çocuğun dahil, hiçbirşeye sahip olmadığını öğretiyor. Bunlar benim duygularım. Çok şükür.

*BİR ÇOCUGU DOĞRU YETİŞTİRMEK İÇİN NASIL BİR YOL HARİTASI ÇİZMEK GEREKİYOR?


Yol haritasını bilmem ama kişiler kendilerini doğru yolda yürütebilirlerse, evlatları da zaten çok büyük ihtimal oradan yürüyecektir.

*ÇOCUĞUNUZA İYİ İNSAN OLMA ADINA, İYİ ERKEK OLMA ADINA ÖĞRETTİĞİNİZ EN ÖNEMLİ ŞEYLER NEDİR?

Karşısındakini dinleyen, anlamaya çalışan, empati yapabilen, doğruyu yanlışı ayırt edebilen, hakkı bilen, adaletli, kimseyi kimseden üstün görmeyen, insan kayırmayan. saygılı, hak yemeyen, ilim sahibi, aklını doğru kullanan, çalışkan, üreten, hizmet eden bir insan yetiştirmek hayalim ve çabam. İnşAllah başarılı olabilirim.

*UZUN SOLUKLU DİZİLERDE ROL ALDINIZ. ÖNÜMÜZDE Kİ SEZONA DAİR PLANLARINIZ NELER?

Oyunculuk ve göz önünde olan işlerde bulunmakla ilgili düşüncelerimden demin bahsettim. Gönlüme, yoluma yatan bir proje olursa neden olmasın. Bunların yanında çok güvendiğim, işlerinde gerçekten başarılı dostlarımla bir ‘sanat galerisi’ hazırlıkları içindeyiz. Benim bir dönemdir ilgilendiğim, onların çok uzun yıllardır uzmanlaştığı bir konu. Tabi inşAllah bu projede de amacımız, gelirin önemli bir yüzdesini hayır işlerinde kullanmak. Düşünsenize aldığınız bir tablonun, Sudan’da yetimleri doyurduğunu bileceksiniz. Beni çok heyecanlandırıyor. Artık başka türlü bir yaşam düşünemiyorum.

*OYUNCULUK KENDİNİZİ İYİ HİSSETTİĞİNİZ BİR ALAN MI?

Ben çok uzun yıllar oyunculuk mesleğiyle ilgilendim. Setler de büyüdüm denebilir. Çokta seviyordum, çalışkandım. Ama şimdi çok daha özenli olmak zorundayım. Çok şükür çok güzel ve değerli işlere de denk geliyorum artık.

*BİR KADIN PROGRAMI SİZE ÇOK UYGUN OLUR GİBİ GELİYOR. BÖYLE BİR FORMATA KENDİNİZİ YAKIN HİSSEDİYORMUSUNUZ?

Teşekkür ediyorum. Şuan kendime yakın bulduğum böyle bir program var mı, inanım hiç bilmiyorum. Hiç izleyemiyorum. Ama güzelin, iyinin, hayrın konuşulacağı, hepimize yol gösterecek bir program neden olmasın. Format oluşturulabilir.
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUUUUMM. HATALARIM AFFOLA. HAYIRLI, UĞURLU OLSUN SEVGİLER..